10 Mart 2012 Cumartesi

Mütamadiyen ..



Mütamadiyen   çoğalmaya  yüz   tutmuş  
Kederli   gün   doğumu   çilelerine  denk   düşen   
Hüzünlerimiz   vardı   bizim.
Bizim   sabitleşmiş   üzre  duran, evcil acılarımız vardı
Kimselere   anlatmadan   tükettiğimiz   günlerimiz,  
Kimselerden    saklayamadığımız,  dikenli   güllerimiz   vardı.
Gülün   rengi   siyah,   dikeninki     kırmızıydı.
Kokusu  dehşet-ül   vahşet   bi   letafet 
Dikenleri   öldüresiye   hezeyandı.
Elbet   her   güzelliğin   bir   karşıdı  olurdu,
Karşıt   kalansa   güzelliğin   sonuydu.

Oturttuğumuz   kendimize   masum   haykırışlarımız   vardı.
Haykırışlar   yaşa  dönüşüp   yanaklarımızdan  aşağı   akardı.
Duygular   güzel,   yaşlar   oldukça   ağırdı.
Çıkarken   mevcut   bulunduğu   yerden   en  başda  kalbi   kanatırdı.
Kalbe   çizikler   atılır ,  göz   acısını  damıtırdı.
Arda   kalansa   gene  yürekde   saklanır, 
Gün  geldiğinde  yeniden   kullanılırdı.

Saat   başları   umursuzca   çalar  
Akan  damlaların  hesabı   hiç  tutulmazdı.
Kavgalara    dalardık,   durmadan   zaman  harcardık.
Olmadık  işlerle   meşgul   bir   yaşardık.
Gözlerindeki   yansıma   düştüğü   vakit   yaşamayı  unutup  
Hayallere  dalardık.
O    teklik   yeterdi   bilmezken   günü    götürmeye,    
Günlerde   kaybolmayı   esas   kılardı.

Var   olan   dehlizlerde   kanat   açmaktı,  
Herhangi   bir   yere   takılmadan    öylece   uçmaktı.
Bulutun    beyazına     kanmak    hayatı   pembelere   boyardı.
Dağların     yamacından   süzülmekse   en   tehlike   dolu   olanıydı,   
Hep   git-geller   yaşanır    ama    gitmek   hiç   nasip   olmazdı.

Akşamüstleri     gemiler   yüzdürülmeye   çalışılırdı.
Güvertede   neden  bilinmez   hep   yalnız   kalınırdı.
Dalgalarla     tek   başına  savaşılırdı.
Takalarla,  tankerlerle,   sandallarla   bir   yol   alınırdı.
Herkes   aynı   zeminde,   lakin   farklı   mekanlardaydı.
Mekanlardan   doğan   farklılık   beyinlerede    sıçramıştı.
Herbirinin   dünyası   farklı,   gittiği   yol   farklıydı.
Acıydı    her   akşam   yola   çıkılır,    her    sabah   ayrılık   yaşanırdı.
Günbatımı    çilelerine    ortakdı     bunun    adı.

Hergün     dünün    aynısıydı,    
Erken    yol   alınır     bitiş    çizgisine     geç   varılırdı.
Aslını   sorarsanız     bununda    bir    güzelliği    vardı.
“Geç    olsun    ama   güç    olmasın”  
Yaşamımıza   katılan   en   doğru   yansımasıydı.
Sözlere   uyum   vardı   en   başından   hayatın,   
Sözlere   mahçup   yaşamaksa   bizlere   gayet   uzaktı.

Güneş     sırt    çevirirdi     vakti    gelince,   
Ay’la   bütünleşirdi    emanet   kılınan   gece.
Kahkahalar    gizlenir,   hüzün   kapıyı   çalardı   anice.
Evde     yok    polimiği     işe    yaramazdı,   
Kapı   zaten   sonuna    değin    açıktı.

Mumlar   yakılırdı    karaltılara    bir  nebze    ışık    saçma   niyetiyle.
Işıkla    birlikte   dostunda   gelirdi    nihayetinde.
Gecenin     güzelliği     paylaşılanlardan   fazlaydı.
O    fazlalık   bundan    sonrasında   senin   daha   çok    işine   yarayacaktı.

O    vakit   güzellikler    aşkına    yaşaman   için   daha   çok  sebeplerin    olacaktı.
Ve    bunlar  seni    bir   ömür   kamçılayacaktı ..

i.g / 2005

Hiç yorum yok: