13 Kasım 2012 Salı

Armağan ..

Unutmak köküyle hemdem olan insandan
Döküldü dimağıma ihanet bugün
Anlamaya çalışırken türlü soru içten, içsel ..

Duruldum ardından , düşündüm uzun uzun
Oysa unutmak ihanet olsaydı dedim
Unutturmazdı yaralanmış yanlarımızı Yaradan
Ve unuttuysak dünde kalan anlarımızı

Bu bize verilen koskoca 1 armağan.

i.g / 2012

6 Kasım 2012 Salı

Ölüm var ise gerisi teferruat !

Kendi doğrusuna %100 ibadet etmek
Tahammülsüz olmak, 
Hoşgörüden sıyrılmak ..
Yaradılmışlar arasındaki her türlü ayrımın yegane sebebi . 
Her türlü kaosun başlangıç-gelişim-sonuçlandırma evresi .. 
Anlamak
Anlayış göstermek, 
Teslim olmak o kadar zor değil . 

Ez-cümle
Ölüm var ise gerisi teferruat !

i.g / 2012

11 Haziran 2012 Pazartesi

Zaman ..

Vakt-i zaman geçer,
Zaman sonra idrakine varılır.
Önemli olan;
Pespaye insanlara verdiğin payeye hükümsüz kalmandır..!


i.g / 2012

8 Mayıs 2012 Salı

Martı - 1

Bir fotoğraf karesi gözümde
Boğazda bir yerde 
Ellerin arası ince belli bir çay bardağı
Önünde seyre dalan 
Alabildiğine deniz kokusu
Ve önünde benimkine benzeyen
Beyaz, paslı bir zincir bozuntusu

Sahi seninde martılar uçmuştu dimi gözlerinden

Hatta güneşte ısıtmıştı yüzünü

Tam tepeden şimdi bana bakarken ..

i.g / 2012

Kimbilebilir ki ?

Yazılmışlıkları candan okuyanlar diyor hep
Bir kitap yaz diye
Yazık olmaz mı diyorum ben hep
Hikayeyi ulu orta anlatmak
Ama anlıyorum bir kalem sonrasında
Tecrübe edilmeden söylenenin faydası olmasada insana
Söz uçar yazı kalır daim hayatlarda


Yani okur hani biri
Bir anında
Mim çeker yaşadığı bir vakaya
Yaşanacakların önü kesilir hani belki


Yani demem o ki;
Az acı ile atlatılır belki 
Kronikleşmiş bir yara


Hem belki günün birinde
Değince cümlelerim gözlerine
Anlarsın kayıba bulaş(n)mış bir geçmişin anlamını.


Kimbilebilir ki ?


i.g / 2012

10 Nisan 2012 Salı

Ruh İşi ..

Gitmişsen de ..
Geleceksen de birgün eğer ,
Beklerim.
Ne olur ki sanki ?
Yokluğunda yaşanmış bir adamı
Yıllar sonra yakinen severim


Önemli mi ? 


Yani olmasanda severim ben yine 
İçimde ..
İlla ki olman gerekmez yani ömrümde..


Sevmek; ruh işi
Bedenen uzak olmak 
Ne ki yani ? !


i.g / 2012

31 Mart 2012 Cumartesi

Adın ..

Yoktun günümde
Çoktan bileti kesilmiş bir yolculuğa 
Adanıştı gidişin.


Gitmiştin..


Geçenlerde daha 
İzlediğim filmde
Okuduğum yazıda 
Hatta bugün tanımadığım bir İzmir numarası aradığında beni
Seni aramışlar


Her daim karşımda beliren bir isim oldu adın
Yanlıştı aranan,
O ben değilim.


Sustum sonra
Adını duydum 
Sonra bir yemine daha bulaştı aklım
Derinden..
.....
Neden herşeyde biraz sen vardın ?
Hala anlamadım..


i.g / 2012

30 Mart 2012 Cuma

Kurtuluş - 1

Kurtuluşa dairdi isyanı askerin
Mermileri boşaltırken düşman üzerine 
Bilmezdi ki gavur sayılan kalleş müslüman


Her milletin vardı iyiside , kötüsüde
Nasılsa olurdu gavur un iyiside..


Kardeşi kardeşe kırdırmakta vardı
Ezelden konulmuş acı bir yafta idi gavur sözcüğü..
Halbuki yıllar süren aynı toprak üzerinde yaşam
Gavuru bizden etmişti.


Hatta sırf  Türk askerine mermi sıkmamak için 
Firar etti askerden kimileri..


Zor yıllar, çetin zamanlar.
Anlaşılması için zaman lazım..
Anlamak için aslında birazda gönül lazım
Gönlü olmayana birşey anlatmak imkansız.


Dendiği gibi de aslında 
Anlattığın 
Karşıdakinin anladığından öte değil.
Yürek yoksa hele, hiçbir söz tesirli değil.


i.g / 2012

25 Mart 2012 Pazar

Genç Sürgün ..

Henüz onlatı idi yaşı
Kara gözlü çocuk
Başkalarına gözdağı vermek adına 
Gönderildi darağacına


Suçsuzluğu açık
Sözcükleri yerinde
Gözleri sessiz çığlık


Kıydılar cana
Henüz olaltı idi yaşı
Acımadılar
Tarihe bir lekeyi daha 
Hunharca dayattılar..


i.g / 2012 

24 Mart 2012 Cumartesi

146 / 1 !

Yakalandılar hep bir gece yarısı
İşgencelerin beterine razı ettiler
Düşünmeyi engelleyici zihniyetin esiri
Söyle;
Bu nasıl bir geçmişti ?


Düşünmek böylesi kabahatti de
Akıl niye insana bahşedildi?


Hekim geldi
Hipokrata hiteben iyileştirdi,
Bedensel eziyeti..
Peki, sonrası gelsin diye hipokrat yemini edilir miydi?


Duyarsızlık diz boyu idi
Darağacına gönderilirken üç fidan
Soruldu:
-Sağlık-şuur engeli mevcut mu?
Ölüme gönderilmek üzereyken kişi
Sıhhat kime fayda ki ?


Üçe üçün intikamı denildi
Önceki ölümlerde ölümü haketmedi.


Hiçbir suçun karşılığı olmamalıydı ölüm
Oysa kestiler cezasını
Yüzkıraltıya bir oldu tüm ülkenin utancı !


i.g / 2012

20 Mart 2012 Salı

Ayrık Otu ..

Gözüm dalıyor
Alınıyor kalbimden geçen bakışlar
Denk düşmedi oysa
Bir kere olsun gülümsemen
Ağlayacak gibi oluyorum
İstanbul a bakıyorum
Unutmaktan yine vazgeçiyorum.

Bir insan bunca güzel bakabilir mi?
Gözlerine değeli , aklım darmadağın.

Seni seviyorum-lu cümleler uğramadı çok
Oysa iki kelimeden öte dilime değdiğinde
Her hissimi anlatamazdım
İşte o yüzden şimdi bunca uzağındayım.

Gecenin balkonundan süzülürken ömrüm
Yakalansam sana 
Uyku bilmez kirpiklerim
Ve darağacına asılan idamlık bir mahkum gibi
Şimdi gözlerim..

Sabaha eren suretimin aksi düşerdi yeryüzüne
Tan yeri ağarır
Boğazın sularına ışıklarını usulca bırakır
Her gün doğumu ışık kaplardı içimi işte
Halbuki biliyordum , gelmeyecektin

Zaman geçecek, sabır ekilecek
Sukunet içinde beklenecekti.

Ayrık otu gibiydin sen
Unuttuğum yerden hatırlıyordum 
Seni en çok içimde seviyordum..

i.g / 2012

13 Mart 2012 Salı

Ömrü(m) - 1

Çok cepheli savaşların ortasında bırakmıştım 
Ömrümü
Gönlü hep bir intihar zindanına esir edişti bu.

Bazen rüyalarda gezinebilmek ölüme sebep
Bazen denizi seyreyleyebilmek..

Sessiz anları anlamlandırabilecek tek hazine idi
Harfler
Hisleri bu sebeple mahkum ettik gönle !

Ömür saydığım gönlüm 
Elbet erişeceksin vuslata
Şimdi öldür içinde acıyan her ne varsa ..

Arsız öfkeler ayaklandı sevdanın üstüne
Paslı kalpler adına sobelendi kirpiklerim

Dünyayı bundan sonra göremedim ..

i.g / 2012

11 Mart 2012 Pazar

Yok ..



Sen yok derken var olmayı
Sen git derken kalmayı seçtim.
Uzaklardayken yakınında  olmayı
Yakınındayken  uzakta  olmayı  belki
Ama ille  düşüncemde yüzdürmeyi

Üstelememeyi  öğrendim  sana  gelirken
Senden  giderken  unutmayı
Yok  saymayı  yaşananları

i.g / 2005

Kimliğimin Haritası ..


Ellerimin  içindeki  çizgiler  misali
Artmış  suretimde  yer  bulan 
Ve  hep  bir  umutsuzluğu  anımsatan 
Hep  bir  umutla  yeni  baştan  şahlanmaya  çalışılan 
Kimliğimin  haritası……

Keşfedilmemiş  birçok  mekan 
Yeni  ufuklara  geçit  verecek 
Binbir  duygu  kaosu…

Ellerimin  uzanmak  istememesi  harflere 
Dokunmak  istemeyişinin  sebebi  kalbine….
Ne ki  bu  duymaya  hasret gezinipte;
Duyulamayan  melodilerin sırrı  ne ?

i.g / 2005

Surette As(ı)lı Görmek ..



Surette aslı görmektir asıl olan.

Takılıp kalmaksa  bir   fani-i   mahlukata  
Sureti  surette görmektir bunu azimli  kılan.

Yol almakta, yelken  açmaktaysan zorluklara,   dalgalara, engebeli sokak aralarına    
Neşveli  bir yaratık  rolünü  yarınlara  bırakmalısın  kalan  yarıda.
Gecelerde  dalıp  hülyalı  düşlerde  gezinmekse, bu  dünyayı  yaşanır  kılan   
Sen geçmelisin  her  aradan.

Her  cümlenin sonunda nokta,   
Her  kelimede  harf,  
Her  harfte mana yüklemelisin  maneviyata.

Gelecek  şüpheyle  bakmamalı  senin  varlığına.
Ürpertiyle  sarmalayamazsın ki  yaşamın  piyonlarını.
Hamlelerin  tümünü  sen  üstlenemezsin unutma!

Bugünlerde  rahat  nefes alsanda,  yarınlardan habersizsin akıldan  çıkarma.
Temkinli  yol  almalı,  yollardaki  taşların  farkında  olmalı,   
Esen  rüzgara  sırt  çevirmeden,   
Yağan  yağmura  aldırmadan  ilerleyebilme  yetisini  göstermelisin.

Ağlamadan gülmenin,   
Üzülmeden  sevinmenin,   
Kederlenmeden   umutla  dolup  taşmanın  ne  faydası  var ki  sorarım   sana!
Her  geceden  bir  sabah  doğmaz  mı  ki    aslında ?

İşte bu  sebeptendir   ki ;
Her dem   yeni  gözlerle bakabilme  ufkuna ulaşma  evvelinde   
Yapman  gereken tek  şey  dünyada:
İnanmaktır  yer ve göğün Ustasına.
İnanmanın doğrultusunda  da   üstlenmelisin  her ne varsa...

Yani  ya   ateş   olmalısın   yakmalısın  olumsuz  literatürü    
Yada su   olup  çağlatmalısın  tüm  kainatın  viadügünü..

i.g / 2004

10 Mart 2012 Cumartesi

Mütamadiyen ..



Mütamadiyen   çoğalmaya  yüz   tutmuş  
Kederli   gün   doğumu   çilelerine  denk   düşen   
Hüzünlerimiz   vardı   bizim.
Bizim   sabitleşmiş   üzre  duran, evcil acılarımız vardı
Kimselere   anlatmadan   tükettiğimiz   günlerimiz,  
Kimselerden    saklayamadığımız,  dikenli   güllerimiz   vardı.
Gülün   rengi   siyah,   dikeninki     kırmızıydı.
Kokusu  dehşet-ül   vahşet   bi   letafet 
Dikenleri   öldüresiye   hezeyandı.
Elbet   her   güzelliğin   bir   karşıdı  olurdu,
Karşıt   kalansa   güzelliğin   sonuydu.

Oturttuğumuz   kendimize   masum   haykırışlarımız   vardı.
Haykırışlar   yaşa  dönüşüp   yanaklarımızdan  aşağı   akardı.
Duygular   güzel,   yaşlar   oldukça   ağırdı.
Çıkarken   mevcut   bulunduğu   yerden   en  başda  kalbi   kanatırdı.
Kalbe   çizikler   atılır ,  göz   acısını  damıtırdı.
Arda   kalansa   gene  yürekde   saklanır, 
Gün  geldiğinde  yeniden   kullanılırdı.

Saat   başları   umursuzca   çalar  
Akan  damlaların  hesabı   hiç  tutulmazdı.
Kavgalara    dalardık,   durmadan   zaman  harcardık.
Olmadık  işlerle   meşgul   bir   yaşardık.
Gözlerindeki   yansıma   düştüğü   vakit   yaşamayı  unutup  
Hayallere  dalardık.
O    teklik   yeterdi   bilmezken   günü    götürmeye,    
Günlerde   kaybolmayı   esas   kılardı.

Var   olan   dehlizlerde   kanat   açmaktı,  
Herhangi   bir   yere   takılmadan    öylece   uçmaktı.
Bulutun    beyazına     kanmak    hayatı   pembelere   boyardı.
Dağların     yamacından   süzülmekse   en   tehlike   dolu   olanıydı,   
Hep   git-geller   yaşanır    ama    gitmek   hiç   nasip   olmazdı.

Akşamüstleri     gemiler   yüzdürülmeye   çalışılırdı.
Güvertede   neden  bilinmez   hep   yalnız   kalınırdı.
Dalgalarla     tek   başına  savaşılırdı.
Takalarla,  tankerlerle,   sandallarla   bir   yol   alınırdı.
Herkes   aynı   zeminde,   lakin   farklı   mekanlardaydı.
Mekanlardan   doğan   farklılık   beyinlerede    sıçramıştı.
Herbirinin   dünyası   farklı,   gittiği   yol   farklıydı.
Acıydı    her   akşam   yola   çıkılır,    her    sabah   ayrılık   yaşanırdı.
Günbatımı    çilelerine    ortakdı     bunun    adı.

Hergün     dünün    aynısıydı,    
Erken    yol   alınır     bitiş    çizgisine     geç   varılırdı.
Aslını   sorarsanız     bununda    bir    güzelliği    vardı.
“Geç    olsun    ama   güç    olmasın”  
Yaşamımıza   katılan   en   doğru   yansımasıydı.
Sözlere   uyum   vardı   en   başından   hayatın,   
Sözlere   mahçup   yaşamaksa   bizlere   gayet   uzaktı.

Güneş     sırt    çevirirdi     vakti    gelince,   
Ay’la   bütünleşirdi    emanet   kılınan   gece.
Kahkahalar    gizlenir,   hüzün   kapıyı   çalardı   anice.
Evde     yok    polimiği     işe    yaramazdı,   
Kapı   zaten   sonuna    değin    açıktı.

Mumlar   yakılırdı    karaltılara    bir  nebze    ışık    saçma   niyetiyle.
Işıkla    birlikte   dostunda   gelirdi    nihayetinde.
Gecenin     güzelliği     paylaşılanlardan   fazlaydı.
O    fazlalık   bundan    sonrasında   senin   daha   çok    işine   yarayacaktı.

O    vakit   güzellikler    aşkına    yaşaman   için   daha   çok  sebeplerin    olacaktı.
Ve    bunlar  seni    bir   ömür   kamçılayacaktı ..

i.g / 2005

Suskun Diller ..

Susmakla başladı herşey
Tanığı suskun diller..


Zaman kavramı  âfâkî ,
Afâkî bir zamanda suskun bir dilden ,
Peydahlandı bir aşk !


Acısına ortaklıktı suskunluk.
Teselliye yeltensen gözlerin kanardı.
Ellerin buz keser ,
Acı acı damıtırdı , gözlerin bu aşkı.


Sustum..
Önce saatleri hibe ettim ömrümden.
Sonra günler,
Sonra aylar , yıllar..
Sus kadar uzaktım sana !


Aklın yiteceği kadar sevmişti.
Aklın almadığından susmuştun sende.
Hiç sevilmeyen birine ,
Bunca sevi ağır geldi.


Sustu.


Geçmişin girdabında sallanan kalbini ,
Susturdu.
Dillerini sonra,
Zaman sonra, veda etti .


Gitti,
Uzak bir memlekete esir etti kendini.
Güzel kadınlara, bedenlere sattı kalbini.


i.g / 2012

7 Mart 2012 Çarşamba

Uykudasın ..


Şimdi uykudasın; 
Uykunun telaşlı yollarında; 
Rüyaların çıkmaz sokaklarında 
Çıkar bir sevdaya bulanmaktasın..

i.g / 2008

Her Ne İse ..


Sözcükler duyguların sembolleriymiş.. 
Ben hep bu yolu seçtim. . 
Kişi seçimlerinde bu kadar özgür olabilirmiş . .
Ömrümün tek özgürlüğü yazabilmekti . . 
Ama her şey onlara yaslanmıyormuş.. 
Her hissi  geçiremiyormuşsun .. 

Özgürlük dört duvar, bir sayfa kağıt parçası işte . .


Şimdi bağıra çağıra ağlamak istiyorum . . 
Dağları inleticek nidalarım war . . 
Ama susuyorum . . 
Ömrüme en sonunda susmak düştü . . 

İçime hapsedilmiş her harf kadar seni seviyorum. . 
İnanmasanda . . 
Sevemesende . . 
Her ne ise . .

i.g / 2008

3 Mart 2012 Cumartesi

Takvim - i Zaman ..

Köprülerin altından akan hayatların
Gizlendiği bir varsayımın, hoyrat çıkmaz sokağı..
Ait değilim bu takvim-i zamana
Geçmişine yandı ruhum !


Utangaç bakışlar
Dilsiz sevmeler
Gelmeyen beklemeler
Yazılan mektuplar
Küfürsüz cümleler


Oysa şimdi
Üç kuruşluk bir ömür, biçilen.
Oysa şimdi
Ters-düz edilmiş bir ömür,
Hayatlarımızın ortasından geçen..


Ne ar kaldı, ne aşk kurgusu
Ne gidenler beklendi, ne kıymet bilindi.
Yazgılar bile kaleme uzak şimdi..


i.g / 2012

Yüzsüz ..

Derininden uykudasın şimdi
Olmazların düşler kadar uzak sana
Uyanacaksın tuzak dolu kabuslara
Göreceksin göremediklerini
Yüzüme bakamadığındandır,
Yüzsüzlüklerin sıfatına müptela !


i.g / 2012

Sen Vardın ..

Aklıma sürgün çekişimin ertesi
Yoklamaya koyuldum, hafızayı beşeri
Sen vardın
Aklımı iyiden iyiye karıştırdın.


Anlamaların eşiğinde, döküldü dilim
Devrik bir yol üstüne, devrildi harflerim ..


Aşk, bir yokoluş hali idi.
Varolmaya didinen içten içe
Ve aslında
Aşk ; yutulamamış uykunun gecesini
Güneşe erdirmece..


i.g / 2011

Şimdi(lerde) - 1

Gecenin sabahına erermiydi düşlerim ?
Söyle şimdi ..
Ben hangi gülüşün habercisiyim ?


i.g / 2012

29 Şubat 2012 Çarşamba

Merhaba ..

Gökyüzü depremleri semamda dolaşıyor yine
Yeni bir doğuma gebe yine yalancı bakışlar..
Maske ardına saklanan sende buldum o ışığı.
Nerden geldiğini bilmediğim bir rüzgara tutuldum.
Savruldum nice kopukluklarla ama anlatamadım.


Senli bir cennet istedim dünya denen mekanda
O cennette sensiz, dünyamda cennetsiz kaldım.
Yarım kaldım gece yürüyüşlerinde.
En çoğunu sende tadarken bu yakamozlu gizli heyecanın
Ah ya şimdi, oysa şimdi ..


Şimdi olmasada , çekilsede olmadık acılar
En çok gece yarıları.
Senli cennet ötelerde gelecek buna inanıyorum.


O dileneni er-geç verirmiş kuluna ya..
Beni sevdiğinden olsa gerek
Altmış yıllık bir paylaşımdansa
Sonsuzluk ikliminde , ötede , gerçek cennette nasip kılınacak bu yücelik.


Seni şimdi , seni orda , seni cennette bulacağım yeniden.
Yeniden kıvranacak, acılara boğulacak belki..
Ama önemli olan şu ya
Senli bir cennete kavuşacak bu biçare ruh.
Seni bende saklayacağım korkma.


Senle ötelerde tekrar varolma adına
Çekilecek tüm acılara merhaba..


i.g / 2002

Bu ..

Başka bir sesin cümlesinde virgül olmak yerine,
Kendi cümlenin noktası olabilmek
İşte bütün mesele bu !


i.g / 2010



Düğüm ..

Karasından kabuslarla donanmış olan hayat çekirdeğinin
bir parçası kabul ederken yaşantımın zerresini.
Bir çift pabucun bağcıklarında düğümlendi hayatım..


2005 / i.g - a.a ( ozaman )

Alfabenin Kimsesizliği ..

Sevda kelimelerde büyür dedim.
Anlatamadım nice zamandır
Anlatmaya çalışıp çıkılan yolda
Anlamsız girdiler yapan hayata
Nacizane fikirlerimi savurdum


Kavranası , anlaşılası birşey büyütmeye yeltendim, işte !
Yeni doğan bir bebek sandım ilk kıvılcımları
Hani etini kemiğinden ayıran
Parmak uçlarından, beyninin gizemli kuytularına giren ateş sağanağını.
Yaksada ilk an içini ..
Sarmaladım.
Nedensiz girmişti hayata
Ve nedensiz büyütmek isteği bu sebeptendi.
Anladım , kelimeleri..


Her sevda, kırık bir harf
Harfleri iyileştirmek için
Sarmalıyorum diğerini..
Hani kelimelerle unutulur belki
Alfabenin kimsesizliği..


Cümleler kuruyorum
Virgüllerde geçit veriyorum düşünmeye
Ama her sonu geldiğinde
Noktayı koyuyorum, konması lazım gelen yere .


i.g / 2005

Yarım ..

Ne zaman uzaklara dalsa gözlerim
Bakakalsa boşluğa düşlerim
Düşlerim sen olur..
Bir yanım uzaktan seyreder bedenimi
Sen yoksan yarım kalırım.
Sen varsan yine bir diğer yanım
Yarım ..


i.g / 2005

Gönderilmiş Mektuplar - 1

Yüzünde bir tebessüm geceden kalan
Karanlıkları aşıp gelen bir huzur gözlerinde
Başında tükenmek nedir bilmeyen ağrı nöbetleri
İmkansız sokaklardan geçen
Yamacında yer bulan doyulamayan
Tükenmene geçit verecek bir sezgi sağanağı;
Kadifemsi dokunuşlara izin veren


Gözlerini üzerine siper eden bir adam
Zamanla yarışan
Seni zamandan çalmaya çalışan


Harfleri yutmaya çalıştığın
Cümlelerden geçmeye,
Kelimeleri yinelemekten öteye adım atamadığın
Bir tutsaklık dilinde ..


Bedeninde alışa gelmiş yaşananların izleri
Yanıkların var
El değmeyecek kadar acıyan yaraların


Gözlerinin yorgun düştüğü günlerin var


Telaşlısın..
Çünkü şaşkın tüm bir varlığın..


i.g / 2005

28 Şubat 2012 Salı

Karantina ..

Yok olmanın bedelidir, kendini kandırmak
Çok kandırışlar yaşandı
Sıtkı sıyrıldı bu ruhun, oyunlar oynayalı,
Herşeyin ortada olduğu bir düştü.
Depresif duyguları karantinaya almalı ..


i.g / 2010

Susuş - 7

Dilimin keskinliği
Suskularının kimsesizliğinden
Yaşlanmakla ıslanmak aynı şey mi ?
Yaşlandıkça daha çok ıslanıyor insan ..


i.g / 2010.02.28

Susuş - 6

Sen susmayı öğrendiğinden beri
Konuşmuyordun ..
Bense konuşmayı öğrendiğim günden beri
Hep susuyorum ..


i.g / 2009

Susuş - 5

Kendini ancak bir başkasının aynasında tam olarak görebilirsin.
Bundandır herhal kişi kendi gibi bilir karşısındakini.
Onda ayna misali kendine bakar.
Oysa görülen ancak kendin kadar.
Bu yüzden kimse bir diğerini yakinen algılayamaz..


i.g / 2009

Asaldı Aşk ..

Asildi, asaldı Aşk
Yalnız kendinde vardı


Aşk birine mahkum kalış hali
Ezel - ebed çizgisinde sürgün
Tüm somut enkazların soyut çıkmazı
Aklın yittiği,
Mantığın işlevsiz kaldığı bir varsayım.


Can havli ile yaşamaktı benimkisi
Yokoluşa meydan vermeden didinmekti.
Mantık işgal altındayken, hoyratlık vardı yüreğimde.
Alıp götürülen yer , uzak bir memleket
...


Ve yorgun duyguların sesine kulak kabartınca hayat
Kanardı harflerim


Aslında hikayenin açıklığıda seçikliğide
İyi kalpli bir yeteneksiz oluşumdu
Sahi kalbin iyliği erer miydi hayata ?
Rengi neydi ?
Nerden gelmişti ?
Yeteneksiz bu duruş üzerime nasıl iğnelendi ?


i.g / 2009

Yağmur ..

         Zilal düştü üstüme dün akşam vakitlerinde.Sinirime düçar olamadan saldım bedenimi ağlayan sokak aralarına.Önce korunmak  istercesine kainatın gözyaşlarından , değemedim yaşlara.Neyin var diye sormak nedir bilemedim.İlerledim acısını damıtan gökyüzünden bihaber.Kendi öfkeme yenik düşüşümle sarmalanmışken, sınırlarım dışına çıkmak neden bilmem zor gelmişti bünyeme.Dayanarak ve çığırtarak Anadolu dan kopanda gelen türkümü mırıldandım, durdum.Kaldırımları arşınladım, olmazlara yenik düşmemek için içimdeydim.Lakin dışarda düşüncelere geçit verdim.Duyan yoktu belki ama olsa da anlayacak kimseler kalmazdı yanımda.         
         İlişkiler acıya bastırılmış gel-gitlerden hüküm giymişti.Kaç zaman önce başlamıştı ki mapusla kardeşliği ? Bunların yanıtı gizlere sürgündü.Bizlere ne yazık geçit vermedi.Karaltılarla harmanlanmış bi rbedenden siyaha yenikçe bir matemle devam ettim.Hırpalanmış bir beyinden arda kalan , yapmak istediğim şeye de müsade vermemiş öylece bir şaşkınlıkla sarmalanmış, öylece yenik düşüp çaresizliğe geri dönüş yolunda adımlarımı daha bir çocuksu, daha bir umursamaz atıyordum.Gökyüzünün canı burnunda haykırır ve paylaşırcasına yaşlarına daha bir yürekten nail oluyordum.Bıraktım ne varsa aklımda onu dinlemeye yükünü hafifletmeye koyuldum usulca.Amal im kalmamıştı, ta'n-u levm de olağanca uzaktı , o vakit gönlümdeki seslere.
        Saldım kendimi; tutsakmışım gibi.Çözdüm ayağımdaki şaşmadan ilerleyemez boyuta taşınmış adımlarımdaki prangaları.Attım bir kenara yüreğimi sarmalamış ve de iyicene sıkmış zincir bozuntularını.Gönlüm hoş , ayaklarım nahoş gezintilere düçar oldum karanın karasında.Hayat-ı garibimi anımsadım usulca.Buraları özlememin asıl sebebini düşündüm; vuslatı düşündüğüm vakitleri beklerken.Şimdi ki an köprülerden geçmiş, meşkun olan yüreği boşaltmaya koyulmuşken, yaşları ancak rahatlatmama, rahatlamama sebep olacaktı.Daha fazla akıtmak olanları ne bana ne ona yarayacaktı.
        Çıkardım kafamdaki bere bozuntusunu, ıslandım.Islanmayı o kadar arzulamışım ki bunu kafamda birşey yokken anladım.İliklerime değin yoğun yamurun altında serzenişler yaşadım.Her düşen tane mutluluk tohumu ekiyordu beynime.Kışları öteden severdim zaten; bir kış sabahı açmışken gözleri kararmış kainata buradan tek arındıracak damlalardı sanımca.
        Gök ağlıyordu ve ben gariptir bu defa gülüyordum.Gören olsa neder polimiği çok uzaklardaydı benim açımdan.Kahroluşlara meydan bırakmak yasakdı bu zamanda...Umursamasamda dünya delilerini tek akıllı benmişim gibi adımlarıma son verdim türkümle birlikte, apartman dairesi önünde.  Sıkıştırılmış hayatlara mazhar olmak dairelerde başlamış ve yazık bitmeyecek bir senfoni ile devam edecekmiş, yeni yeni anladım.
         Açtım kahverengiye çalınmış dünyanın kapısını.Girdiğim an içeriye bilemezdim, tatlı rüyamın bozulacağını.Temayülat u hayatım bozguna uğramış, yeni bir oluşuma geçercesine kopuşlar yaşamıştım.
......
...
Sonra...
( Dedim ki : )
İnsanlar en gerekli malzeme olsada hayat denen çorbada, tuzsuz içilemez bu hayat kokan çorba.Tuzuysam önemli idim.
Bazı varsayımlarda ve enstantane dolu arzularda tek kalmak dokunmamalıydı yara almış ruhuma.
Tek gelmiş, tek gidecektim uzaklara..
Elbet yalnız değildim nefes alımlarımda ama.
En sonunda gerek varmıydı nefes harcayan yaratıklara.
Yalnızda yol alabilirdim.
Yanlızda kalabilirdim hayat ağacının kollarında.
Kökümüz bir yerde olsa da her dal ayrı vasıflara bürünmemiş miydi aslında ?
....
..
Kopyası olamaz kimse kimsenin, kimse aynı tatları soluklayamaz bu sarkaçta.
Her bireyin ayrı görev ve sorumlulukları olsa da , niye birileri aynı kefeye atmak için çaba harcar diğerlerini ?
Hamuru tutturulmaya çalışırken katılan fazlalık işe yarar mı ?
Elhanlara reva bir dünya niye bunca uzaklarda ?
Yancağımıza sokulan hayaletler neden bizleri hep korkulara salmakta ?
Anlık gülümsemelere niye geçit veriyor ama kahkahalara uzak tutuyoruz enemizi ?
....
..
Herşey olması gereken zamanda cereyan etmekte , pencere yada kapıları kapatmak engelleyemez olacakları neticede..
Umut doğması için gönlüne çık ve dolaş yağmurların dibinde..
Kainatın derdi yanında gülücüklere boyanacak yüzün..
Ve sen damlaları arayıp duracaksın her geçen gün ..




i.g / 2004

Öz ile Hasbihal - 2

Sonlu bir ömürü
Bilerken bedenlerimize
Ruhumuzu esir ediyoruz
Düne , bugüne , geleceğe ..


i.g / 2009

Unutmalı ..

Uzaklar sesli - sessiz çağırıyor
Vakitli  - vakitsiz tepkiler büyüyor beynimde
Git diyorum bedene
Ruhsuz nereye, nasıl
Sorgu - sual kesilmiyor
Yoklukla yapışık bir beden ne yapar gurbette diyorum
Gurbeti sıla yapmak
Adını unutmak, unutulmak ne idi
Onu da unutmak için
Gitmeli diyorum ..


Bir cümle kurmaya heves ediyorum.
Öznem hep gizli
Yüklemlerin hükmü yersiz


Aklından geçmek için
Dularıma dilek kipleri bağlıyorum
Adın arkası adım bile atamıyorum.


Unutmalı diyorum
Yine yeniden
Unutmalı ..


i.g / 2009

Susuş - 4

Düşlerden eksiltilen ihtimallerin yokluğunda kalan senlerim
Suskun bu gece
Ve bir gün gideceksin
Bende kaldığını bile bile ..


i.g / 2009

Susuş - 3

Gidişin kendinden başkasına benzeyemezdi.
Oysa
Hüzne inat ben seni izliyorum şimdi
Gülüşümün imlası düşük


İkindi vaktinin akşama satılmışlığı
Şimdi ben
Bileti son nefese alınmış bir mezar kaçığı


i.g / 2008

27 Şubat 2012 Pazartesi

Haziranın 5 ' i ..

Enteresanlardaydı ..
Sesinin soluğuna karıştığı zamandı
5 hazirandı
Melankoli idi dört bir yanı
Maşallah da dendi 41 kere
Ama zamansızdı
Sonradan anlaşıldı ..


i.g / 06.2008

26 Şubat 2012 Pazar

Susuş - 2

Kötürüm bir yüreğe yangındı kadın
Harflerin ardına saklanıyordu sessizlik
Ayağı yere basmaz bir hayaletti


Savruk düşlerden yetme düşmeleri var şimdi
Ütopik düşlerin yeni yetme sahibi..


i.g / 2008

Susuş - 1

Olay şuydu aslında
Hani kalem tükenmez :)
Ben anlatır dururum
Susmuş yanlarımı, yazarak konuştururum ..


i.g / 2008

Etiketi ->Boşluk - 1

İçi acıtan etiketin adıydı
Boşluk
Hani bari yaşananlara saygı duymak gerekli idi
Boşluk saygının temeli mi ?

i.g / 2008

Vazgeçiş - 1

İstanbul kokuyor sol yanım
2 yi mart geçiyordu
Vazgeçtim rüyadan !


i.g / 2008

Belasın Başa ..

Düşük bir ihtimalin girdabında ..
Yetişemedi eller sürgün tükenişlere
Tasvirin izahı olmayan masum zaman
Çığlığınla belasın başa

Gidişine kaldım
Gelmelerinle yürüdüm bu kente
Varlığını solumaktı niyetim
Gittin...
Diyetini ödedim...



i.g / 2010

Monolog - 1

Unutuyoruz işte içten içe
İçten içe günah dehlizlerine açılıyor kanatlarımız
Uçmaktan alamıyoruz kendimizi
Çekici kılan güzellikler hep yasaklı ya
Ondan sebep gayri ..

Geceleri severdim diyorum ezelden
Geceler katran karasıda olsa ışık saçardım;
Sırça köşkümden diyorum
Dediğim yerde kalakalıyorum.
Muhtaç olduğum gökteki yıldızları arıyorum.
Ayın ışığı içime süzülsün istiyorum.
Kalbime girsin, ruhuma üflesin
Uf olmuş yanlarım iyileşsin :)
i.g / 2008

Farkındayım ..

Kapkara oluşumlara geçit verirken ömrüm
Ve ben sancılı bir vakanın
Dizi dibinde beklerken olacakları
O kadar umursamaz görünmem
Bir o kadar anlamsız sayma hatrım, hayatı
Anlaşılmaz
Farkındayım ..


i.g / 2007

O-Bu-Şu Vakit ..

Hayalden çizdiğim bir tablonun içindeyim şimdi
Şimdi renklerin içiçe girdiği, bir sergüzeşt problemdeyim
Meylini kaybetmiş bir aşığın yaptığı ne ise
Yaptığım odur şu vakit

Ve geçmiş bulunmaktayım dünyadan
İçimde çözülmemiş bir karmaşa
İçimde aklını yitirmiş bir maşuk
İçim allak pullak ..

Ağlamak isterde ağlayamaz ya kişi
Başını yaslamak ister ya bir omuza
Ve teselli bulacak gibi azad eder yaşlarını usulca
Tatmin bekler, teselli ..
Gözyaşları ardından, sıcak bir bakış arar durur ya
O durumdayım işte, tamda bu vakit


i.g / 2007

Öz ile Hasbihal - 1

Herşey insanlar için derler ya
Hani olurundan olmazından herşey
Olurmuş gibi yaşanan ama imkansız sayılan
Herşey insanlar için

Hani söz verildiyse, geldiysek buraya kadar
Hani baştan bilerek kabullenerek
Varsaydıysak yaşananları
Ses çıkarmamalı veryansın etrafa
İnsan..İnsan olurundan bir insan..

Hani sanat var
Bir de sanatçı sayılan
Şu yerkabuğunda yaşayan herkes birer sanat
Sanatçı birde, bir bakıma
Numunesini yeryüzüne gönderen; en büyük Sanatkar
İnsanı sunmuş sanat diye dünyaya
Ve yaşayanları ..
Yaşayan , yaşamayan ya da yaşadığını unutup
Yaşamadığını sanan
İnsan..

İnsan konum bugün
Ve konumum bir ömür ..
Bugün mahlukatların en şereflisini aldım kaleme
Kalem yettiğince
Gönül dimağım içimdekileri sunmaya devam ettikçe
Şu beyaz zemine
Hani dilim döndüğünce
Hani aklım gönlüme erdiğince
İnsan; cümle başı ve sonu hayat denilen denizde..

Olayların akışına ve ruhun keyfikaytına bakarsak
Dünya ağır bir dert omuzda
Lakin her vaka sonunda
Rabbim diye bakabilme ufkunu kazırsak beyinlere
Ne ala..

Dünya;  in-çık, düş-kalk oyunlarından ibaret
Dünya zaferi kazanmaya yönelik bir hediye
Bakabilmeyi bilene !
Yaşam zor desekde arada
Arada dilimiz sürçsede ahhh... offff... nidalarıyla
Af Yarab ..

Senin lütfun ki dünyadayız
Senin numuneniz ki dünyaya dağıtılmışız
Ben nasıl derim şimdi dünya başıma dert
Gönlüm sıkışır durur.

Bu yeşile doygun maviye müptela dünya
Bana en büyük mükafat değil mi?
Belki cehennem ateşi öncesi
Sunulan hazine kimbilir..

Hani cennet sevdalısı olmak var
Ve hakkı kazanmak Hakk tan
Ama ya cehennemse ilk durak
Öyle bakmak lazım birazda
Hani mükafat cehennem bağlamında
Hani imtihan cennet sevdalısı olma yolunda ..

Ne olursa olsun
Kaça yazarsa yazsın
Sonuçta bu kainat bize armağan
Bu böyle biline ey ruhum
Ey insan olma şerefine nail olmuş
Ey insan olabilme sanatını icraya koyulmuş
Bu böyle biline..

Ruhum beşeri ateşlerde kavrulsada
Olmadık acılarla yüzyüze bakar durumda kalsamda
Arada sırada
Arada sırada gönlüm sarhoş, kafam nahoş olsa da..

İnsan-ız ya;
Kökümüz unutma kökünden geliyorsa
Ve bizler unutarak yaşamayı öğreniyorsak
Dünyada aslında herşeye de takılma

Ya cennet ya cehennem dünya ve ukbada
Yaşamaya değer her tat için kainatta
Acıyla büyür insan;
Acılara merhaba ..

i.g / 2007

25 Şubat 2012 Cumartesi

Şehr - i Yar ..

Uğultulu dünlerin yakasına yapışan hiçliğin ölümünü izledim bu sabah..
Seherin buluştuğu saatlerde tenimle ziyan ettim yüreğimin paresini....
İhtiyaç durumunda omuz istediğin dostlarım mı çekmiş gitmiş seferlere
Ben mi geciktim dost muhabbetlerine
Hani en zor anında yanında olurlar ya
Olur.. Yapmaz isem neden kimse kalmıyor..
Aramasam sormasam kim arayacak meraklardayım
Aklım ermiyor insan mı büyüdükçe yabancılaşıyor.
Hani standart hayat kalıbı meşgalelerimiz mi alıyor birbirimizden bizi
İnanmıyorum, inanamıyorum basma kalıp sözlere
Sözlerin hükmü olsada ömrümde
Yalanım yok ne yalan söyliyim
Anlıyorum ufakdan
Ben istemesem kimse kalmıyor..
Arandığı zaman yaslanıp ağlanacak bir omuz yok yani !!
Hakkaten bunca değere layık olan bu mudur ?
Şunu anlatıyor hayat bana en çok istanbul da
Yalnızsan yalnızsın yok ötesi berisi
Ve hayat acımıyor.. Acıtıyor her bir defasında ..
Arama el yelini ..
Esmesede olur..
Naparsın hayat altı üstü..
Kaç zaman kaldı ki ?
Bitiyor şükür..
Adım adım tükeniyor bir  hayat
Ve kalmıyor geriye hiçten başka bir vaka..
Hiçliğin kahramanlarını alkışa koyuldum
En çok da........
Hakedilmiyor..
Ama hayat hak ettiğini yaşatmıyor ki...
Koca bir  boğaz var suyuna kandığım, rengine doyamadığım
Bir  gökyüzüm var ki; bulutlarından oyunlar oynadığım
Kandığım bir İstanbul var
Yetmez mi !
Ne gerek var ki senden başkasına
İstanbul’ da yalnız kalmak
Başbaşa olduğum koca kent ; seni çok seviyorum
Çekip gitmelere inat..
Bana hezeyansın, bana bahşedilmiş bir sağanak
Umudumsun ey Şehr-i yar
Herkese inat . . .

İstanbul’ dan yalnız bir ömür geçmekte..
Selametle . . .


i.g / 2008

24 Şubat 2012 Cuma

Alıntılar - 1

.. Makyajı başdan eksik bir yüzün, gül dağıtması alemi cihana mümkünsüzdü..
O sebepten hükmüm sürmedi, süründüm. Sürüldüm ..


...


.. Çizgileri bitmiyor yolların
Ve kaldırımlardan, kaldıramadığım şarkılar geçiyor ..


...


.. Denizin çukurlarına saklamak geliyor içimden
Bütün çalar saatleri
Nasıl susmaz çığlıklar savuruyorum dalgalara
Nasıl akıtıyorum en temiz yağmurları o denizin beyazına ..


...


.. Acıların eteğinde git gellerin uçurumda
Seyre dalmış 1 yaşam
İnsan nasıl olurda küllerinden doğmaya yeltenir
Günlerce kahroluş türküleri getirirde dile
Umutsuzluğun kollarından nasıl umudu kuşanmaya kalkar
Yeni başdan .. ?


...


.. Anlara sığdırılan her acı çıkıyor açığa
Aslında açığa alınmalı acıtan ne varsa .. !


...


.. Gecenin zemherinde gözlerini görebilmekti mutluluk
 Yüz ver düşüme düşmesin üzerime ..


i.g / yıllar