29 Şubat 2012 Çarşamba

Merhaba ..

Gökyüzü depremleri semamda dolaşıyor yine
Yeni bir doğuma gebe yine yalancı bakışlar..
Maske ardına saklanan sende buldum o ışığı.
Nerden geldiğini bilmediğim bir rüzgara tutuldum.
Savruldum nice kopukluklarla ama anlatamadım.


Senli bir cennet istedim dünya denen mekanda
O cennette sensiz, dünyamda cennetsiz kaldım.
Yarım kaldım gece yürüyüşlerinde.
En çoğunu sende tadarken bu yakamozlu gizli heyecanın
Ah ya şimdi, oysa şimdi ..


Şimdi olmasada , çekilsede olmadık acılar
En çok gece yarıları.
Senli cennet ötelerde gelecek buna inanıyorum.


O dileneni er-geç verirmiş kuluna ya..
Beni sevdiğinden olsa gerek
Altmış yıllık bir paylaşımdansa
Sonsuzluk ikliminde , ötede , gerçek cennette nasip kılınacak bu yücelik.


Seni şimdi , seni orda , seni cennette bulacağım yeniden.
Yeniden kıvranacak, acılara boğulacak belki..
Ama önemli olan şu ya
Senli bir cennete kavuşacak bu biçare ruh.
Seni bende saklayacağım korkma.


Senle ötelerde tekrar varolma adına
Çekilecek tüm acılara merhaba..


i.g / 2002

Bu ..

Başka bir sesin cümlesinde virgül olmak yerine,
Kendi cümlenin noktası olabilmek
İşte bütün mesele bu !


i.g / 2010



Düğüm ..

Karasından kabuslarla donanmış olan hayat çekirdeğinin
bir parçası kabul ederken yaşantımın zerresini.
Bir çift pabucun bağcıklarında düğümlendi hayatım..


2005 / i.g - a.a ( ozaman )

Alfabenin Kimsesizliği ..

Sevda kelimelerde büyür dedim.
Anlatamadım nice zamandır
Anlatmaya çalışıp çıkılan yolda
Anlamsız girdiler yapan hayata
Nacizane fikirlerimi savurdum


Kavranası , anlaşılası birşey büyütmeye yeltendim, işte !
Yeni doğan bir bebek sandım ilk kıvılcımları
Hani etini kemiğinden ayıran
Parmak uçlarından, beyninin gizemli kuytularına giren ateş sağanağını.
Yaksada ilk an içini ..
Sarmaladım.
Nedensiz girmişti hayata
Ve nedensiz büyütmek isteği bu sebeptendi.
Anladım , kelimeleri..


Her sevda, kırık bir harf
Harfleri iyileştirmek için
Sarmalıyorum diğerini..
Hani kelimelerle unutulur belki
Alfabenin kimsesizliği..


Cümleler kuruyorum
Virgüllerde geçit veriyorum düşünmeye
Ama her sonu geldiğinde
Noktayı koyuyorum, konması lazım gelen yere .


i.g / 2005

Yarım ..

Ne zaman uzaklara dalsa gözlerim
Bakakalsa boşluğa düşlerim
Düşlerim sen olur..
Bir yanım uzaktan seyreder bedenimi
Sen yoksan yarım kalırım.
Sen varsan yine bir diğer yanım
Yarım ..


i.g / 2005

Gönderilmiş Mektuplar - 1

Yüzünde bir tebessüm geceden kalan
Karanlıkları aşıp gelen bir huzur gözlerinde
Başında tükenmek nedir bilmeyen ağrı nöbetleri
İmkansız sokaklardan geçen
Yamacında yer bulan doyulamayan
Tükenmene geçit verecek bir sezgi sağanağı;
Kadifemsi dokunuşlara izin veren


Gözlerini üzerine siper eden bir adam
Zamanla yarışan
Seni zamandan çalmaya çalışan


Harfleri yutmaya çalıştığın
Cümlelerden geçmeye,
Kelimeleri yinelemekten öteye adım atamadığın
Bir tutsaklık dilinde ..


Bedeninde alışa gelmiş yaşananların izleri
Yanıkların var
El değmeyecek kadar acıyan yaraların


Gözlerinin yorgun düştüğü günlerin var


Telaşlısın..
Çünkü şaşkın tüm bir varlığın..


i.g / 2005

28 Şubat 2012 Salı

Karantina ..

Yok olmanın bedelidir, kendini kandırmak
Çok kandırışlar yaşandı
Sıtkı sıyrıldı bu ruhun, oyunlar oynayalı,
Herşeyin ortada olduğu bir düştü.
Depresif duyguları karantinaya almalı ..


i.g / 2010

Susuş - 7

Dilimin keskinliği
Suskularının kimsesizliğinden
Yaşlanmakla ıslanmak aynı şey mi ?
Yaşlandıkça daha çok ıslanıyor insan ..


i.g / 2010.02.28

Susuş - 6

Sen susmayı öğrendiğinden beri
Konuşmuyordun ..
Bense konuşmayı öğrendiğim günden beri
Hep susuyorum ..


i.g / 2009

Susuş - 5

Kendini ancak bir başkasının aynasında tam olarak görebilirsin.
Bundandır herhal kişi kendi gibi bilir karşısındakini.
Onda ayna misali kendine bakar.
Oysa görülen ancak kendin kadar.
Bu yüzden kimse bir diğerini yakinen algılayamaz..


i.g / 2009

Asaldı Aşk ..

Asildi, asaldı Aşk
Yalnız kendinde vardı


Aşk birine mahkum kalış hali
Ezel - ebed çizgisinde sürgün
Tüm somut enkazların soyut çıkmazı
Aklın yittiği,
Mantığın işlevsiz kaldığı bir varsayım.


Can havli ile yaşamaktı benimkisi
Yokoluşa meydan vermeden didinmekti.
Mantık işgal altındayken, hoyratlık vardı yüreğimde.
Alıp götürülen yer , uzak bir memleket
...


Ve yorgun duyguların sesine kulak kabartınca hayat
Kanardı harflerim


Aslında hikayenin açıklığıda seçikliğide
İyi kalpli bir yeteneksiz oluşumdu
Sahi kalbin iyliği erer miydi hayata ?
Rengi neydi ?
Nerden gelmişti ?
Yeteneksiz bu duruş üzerime nasıl iğnelendi ?


i.g / 2009

Yağmur ..

         Zilal düştü üstüme dün akşam vakitlerinde.Sinirime düçar olamadan saldım bedenimi ağlayan sokak aralarına.Önce korunmak  istercesine kainatın gözyaşlarından , değemedim yaşlara.Neyin var diye sormak nedir bilemedim.İlerledim acısını damıtan gökyüzünden bihaber.Kendi öfkeme yenik düşüşümle sarmalanmışken, sınırlarım dışına çıkmak neden bilmem zor gelmişti bünyeme.Dayanarak ve çığırtarak Anadolu dan kopanda gelen türkümü mırıldandım, durdum.Kaldırımları arşınladım, olmazlara yenik düşmemek için içimdeydim.Lakin dışarda düşüncelere geçit verdim.Duyan yoktu belki ama olsa da anlayacak kimseler kalmazdı yanımda.         
         İlişkiler acıya bastırılmış gel-gitlerden hüküm giymişti.Kaç zaman önce başlamıştı ki mapusla kardeşliği ? Bunların yanıtı gizlere sürgündü.Bizlere ne yazık geçit vermedi.Karaltılarla harmanlanmış bi rbedenden siyaha yenikçe bir matemle devam ettim.Hırpalanmış bir beyinden arda kalan , yapmak istediğim şeye de müsade vermemiş öylece bir şaşkınlıkla sarmalanmış, öylece yenik düşüp çaresizliğe geri dönüş yolunda adımlarımı daha bir çocuksu, daha bir umursamaz atıyordum.Gökyüzünün canı burnunda haykırır ve paylaşırcasına yaşlarına daha bir yürekten nail oluyordum.Bıraktım ne varsa aklımda onu dinlemeye yükünü hafifletmeye koyuldum usulca.Amal im kalmamıştı, ta'n-u levm de olağanca uzaktı , o vakit gönlümdeki seslere.
        Saldım kendimi; tutsakmışım gibi.Çözdüm ayağımdaki şaşmadan ilerleyemez boyuta taşınmış adımlarımdaki prangaları.Attım bir kenara yüreğimi sarmalamış ve de iyicene sıkmış zincir bozuntularını.Gönlüm hoş , ayaklarım nahoş gezintilere düçar oldum karanın karasında.Hayat-ı garibimi anımsadım usulca.Buraları özlememin asıl sebebini düşündüm; vuslatı düşündüğüm vakitleri beklerken.Şimdi ki an köprülerden geçmiş, meşkun olan yüreği boşaltmaya koyulmuşken, yaşları ancak rahatlatmama, rahatlamama sebep olacaktı.Daha fazla akıtmak olanları ne bana ne ona yarayacaktı.
        Çıkardım kafamdaki bere bozuntusunu, ıslandım.Islanmayı o kadar arzulamışım ki bunu kafamda birşey yokken anladım.İliklerime değin yoğun yamurun altında serzenişler yaşadım.Her düşen tane mutluluk tohumu ekiyordu beynime.Kışları öteden severdim zaten; bir kış sabahı açmışken gözleri kararmış kainata buradan tek arındıracak damlalardı sanımca.
        Gök ağlıyordu ve ben gariptir bu defa gülüyordum.Gören olsa neder polimiği çok uzaklardaydı benim açımdan.Kahroluşlara meydan bırakmak yasakdı bu zamanda...Umursamasamda dünya delilerini tek akıllı benmişim gibi adımlarıma son verdim türkümle birlikte, apartman dairesi önünde.  Sıkıştırılmış hayatlara mazhar olmak dairelerde başlamış ve yazık bitmeyecek bir senfoni ile devam edecekmiş, yeni yeni anladım.
         Açtım kahverengiye çalınmış dünyanın kapısını.Girdiğim an içeriye bilemezdim, tatlı rüyamın bozulacağını.Temayülat u hayatım bozguna uğramış, yeni bir oluşuma geçercesine kopuşlar yaşamıştım.
......
...
Sonra...
( Dedim ki : )
İnsanlar en gerekli malzeme olsada hayat denen çorbada, tuzsuz içilemez bu hayat kokan çorba.Tuzuysam önemli idim.
Bazı varsayımlarda ve enstantane dolu arzularda tek kalmak dokunmamalıydı yara almış ruhuma.
Tek gelmiş, tek gidecektim uzaklara..
Elbet yalnız değildim nefes alımlarımda ama.
En sonunda gerek varmıydı nefes harcayan yaratıklara.
Yalnızda yol alabilirdim.
Yanlızda kalabilirdim hayat ağacının kollarında.
Kökümüz bir yerde olsa da her dal ayrı vasıflara bürünmemiş miydi aslında ?
....
..
Kopyası olamaz kimse kimsenin, kimse aynı tatları soluklayamaz bu sarkaçta.
Her bireyin ayrı görev ve sorumlulukları olsa da , niye birileri aynı kefeye atmak için çaba harcar diğerlerini ?
Hamuru tutturulmaya çalışırken katılan fazlalık işe yarar mı ?
Elhanlara reva bir dünya niye bunca uzaklarda ?
Yancağımıza sokulan hayaletler neden bizleri hep korkulara salmakta ?
Anlık gülümsemelere niye geçit veriyor ama kahkahalara uzak tutuyoruz enemizi ?
....
..
Herşey olması gereken zamanda cereyan etmekte , pencere yada kapıları kapatmak engelleyemez olacakları neticede..
Umut doğması için gönlüne çık ve dolaş yağmurların dibinde..
Kainatın derdi yanında gülücüklere boyanacak yüzün..
Ve sen damlaları arayıp duracaksın her geçen gün ..




i.g / 2004

Öz ile Hasbihal - 2

Sonlu bir ömürü
Bilerken bedenlerimize
Ruhumuzu esir ediyoruz
Düne , bugüne , geleceğe ..


i.g / 2009

Unutmalı ..

Uzaklar sesli - sessiz çağırıyor
Vakitli  - vakitsiz tepkiler büyüyor beynimde
Git diyorum bedene
Ruhsuz nereye, nasıl
Sorgu - sual kesilmiyor
Yoklukla yapışık bir beden ne yapar gurbette diyorum
Gurbeti sıla yapmak
Adını unutmak, unutulmak ne idi
Onu da unutmak için
Gitmeli diyorum ..


Bir cümle kurmaya heves ediyorum.
Öznem hep gizli
Yüklemlerin hükmü yersiz


Aklından geçmek için
Dularıma dilek kipleri bağlıyorum
Adın arkası adım bile atamıyorum.


Unutmalı diyorum
Yine yeniden
Unutmalı ..


i.g / 2009

Susuş - 4

Düşlerden eksiltilen ihtimallerin yokluğunda kalan senlerim
Suskun bu gece
Ve bir gün gideceksin
Bende kaldığını bile bile ..


i.g / 2009

Susuş - 3

Gidişin kendinden başkasına benzeyemezdi.
Oysa
Hüzne inat ben seni izliyorum şimdi
Gülüşümün imlası düşük


İkindi vaktinin akşama satılmışlığı
Şimdi ben
Bileti son nefese alınmış bir mezar kaçığı


i.g / 2008

27 Şubat 2012 Pazartesi

Haziranın 5 ' i ..

Enteresanlardaydı ..
Sesinin soluğuna karıştığı zamandı
5 hazirandı
Melankoli idi dört bir yanı
Maşallah da dendi 41 kere
Ama zamansızdı
Sonradan anlaşıldı ..


i.g / 06.2008

26 Şubat 2012 Pazar

Susuş - 2

Kötürüm bir yüreğe yangındı kadın
Harflerin ardına saklanıyordu sessizlik
Ayağı yere basmaz bir hayaletti


Savruk düşlerden yetme düşmeleri var şimdi
Ütopik düşlerin yeni yetme sahibi..


i.g / 2008

Susuş - 1

Olay şuydu aslında
Hani kalem tükenmez :)
Ben anlatır dururum
Susmuş yanlarımı, yazarak konuştururum ..


i.g / 2008

Etiketi ->Boşluk - 1

İçi acıtan etiketin adıydı
Boşluk
Hani bari yaşananlara saygı duymak gerekli idi
Boşluk saygının temeli mi ?

i.g / 2008

Vazgeçiş - 1

İstanbul kokuyor sol yanım
2 yi mart geçiyordu
Vazgeçtim rüyadan !


i.g / 2008

Belasın Başa ..

Düşük bir ihtimalin girdabında ..
Yetişemedi eller sürgün tükenişlere
Tasvirin izahı olmayan masum zaman
Çığlığınla belasın başa

Gidişine kaldım
Gelmelerinle yürüdüm bu kente
Varlığını solumaktı niyetim
Gittin...
Diyetini ödedim...



i.g / 2010

Monolog - 1

Unutuyoruz işte içten içe
İçten içe günah dehlizlerine açılıyor kanatlarımız
Uçmaktan alamıyoruz kendimizi
Çekici kılan güzellikler hep yasaklı ya
Ondan sebep gayri ..

Geceleri severdim diyorum ezelden
Geceler katran karasıda olsa ışık saçardım;
Sırça köşkümden diyorum
Dediğim yerde kalakalıyorum.
Muhtaç olduğum gökteki yıldızları arıyorum.
Ayın ışığı içime süzülsün istiyorum.
Kalbime girsin, ruhuma üflesin
Uf olmuş yanlarım iyileşsin :)
i.g / 2008

Farkındayım ..

Kapkara oluşumlara geçit verirken ömrüm
Ve ben sancılı bir vakanın
Dizi dibinde beklerken olacakları
O kadar umursamaz görünmem
Bir o kadar anlamsız sayma hatrım, hayatı
Anlaşılmaz
Farkındayım ..


i.g / 2007

O-Bu-Şu Vakit ..

Hayalden çizdiğim bir tablonun içindeyim şimdi
Şimdi renklerin içiçe girdiği, bir sergüzeşt problemdeyim
Meylini kaybetmiş bir aşığın yaptığı ne ise
Yaptığım odur şu vakit

Ve geçmiş bulunmaktayım dünyadan
İçimde çözülmemiş bir karmaşa
İçimde aklını yitirmiş bir maşuk
İçim allak pullak ..

Ağlamak isterde ağlayamaz ya kişi
Başını yaslamak ister ya bir omuza
Ve teselli bulacak gibi azad eder yaşlarını usulca
Tatmin bekler, teselli ..
Gözyaşları ardından, sıcak bir bakış arar durur ya
O durumdayım işte, tamda bu vakit


i.g / 2007

Öz ile Hasbihal - 1

Herşey insanlar için derler ya
Hani olurundan olmazından herşey
Olurmuş gibi yaşanan ama imkansız sayılan
Herşey insanlar için

Hani söz verildiyse, geldiysek buraya kadar
Hani baştan bilerek kabullenerek
Varsaydıysak yaşananları
Ses çıkarmamalı veryansın etrafa
İnsan..İnsan olurundan bir insan..

Hani sanat var
Bir de sanatçı sayılan
Şu yerkabuğunda yaşayan herkes birer sanat
Sanatçı birde, bir bakıma
Numunesini yeryüzüne gönderen; en büyük Sanatkar
İnsanı sunmuş sanat diye dünyaya
Ve yaşayanları ..
Yaşayan , yaşamayan ya da yaşadığını unutup
Yaşamadığını sanan
İnsan..

İnsan konum bugün
Ve konumum bir ömür ..
Bugün mahlukatların en şereflisini aldım kaleme
Kalem yettiğince
Gönül dimağım içimdekileri sunmaya devam ettikçe
Şu beyaz zemine
Hani dilim döndüğünce
Hani aklım gönlüme erdiğince
İnsan; cümle başı ve sonu hayat denilen denizde..

Olayların akışına ve ruhun keyfikaytına bakarsak
Dünya ağır bir dert omuzda
Lakin her vaka sonunda
Rabbim diye bakabilme ufkunu kazırsak beyinlere
Ne ala..

Dünya;  in-çık, düş-kalk oyunlarından ibaret
Dünya zaferi kazanmaya yönelik bir hediye
Bakabilmeyi bilene !
Yaşam zor desekde arada
Arada dilimiz sürçsede ahhh... offff... nidalarıyla
Af Yarab ..

Senin lütfun ki dünyadayız
Senin numuneniz ki dünyaya dağıtılmışız
Ben nasıl derim şimdi dünya başıma dert
Gönlüm sıkışır durur.

Bu yeşile doygun maviye müptela dünya
Bana en büyük mükafat değil mi?
Belki cehennem ateşi öncesi
Sunulan hazine kimbilir..

Hani cennet sevdalısı olmak var
Ve hakkı kazanmak Hakk tan
Ama ya cehennemse ilk durak
Öyle bakmak lazım birazda
Hani mükafat cehennem bağlamında
Hani imtihan cennet sevdalısı olma yolunda ..

Ne olursa olsun
Kaça yazarsa yazsın
Sonuçta bu kainat bize armağan
Bu böyle biline ey ruhum
Ey insan olma şerefine nail olmuş
Ey insan olabilme sanatını icraya koyulmuş
Bu böyle biline..

Ruhum beşeri ateşlerde kavrulsada
Olmadık acılarla yüzyüze bakar durumda kalsamda
Arada sırada
Arada sırada gönlüm sarhoş, kafam nahoş olsa da..

İnsan-ız ya;
Kökümüz unutma kökünden geliyorsa
Ve bizler unutarak yaşamayı öğreniyorsak
Dünyada aslında herşeye de takılma

Ya cennet ya cehennem dünya ve ukbada
Yaşamaya değer her tat için kainatta
Acıyla büyür insan;
Acılara merhaba ..

i.g / 2007

25 Şubat 2012 Cumartesi

Şehr - i Yar ..

Uğultulu dünlerin yakasına yapışan hiçliğin ölümünü izledim bu sabah..
Seherin buluştuğu saatlerde tenimle ziyan ettim yüreğimin paresini....
İhtiyaç durumunda omuz istediğin dostlarım mı çekmiş gitmiş seferlere
Ben mi geciktim dost muhabbetlerine
Hani en zor anında yanında olurlar ya
Olur.. Yapmaz isem neden kimse kalmıyor..
Aramasam sormasam kim arayacak meraklardayım
Aklım ermiyor insan mı büyüdükçe yabancılaşıyor.
Hani standart hayat kalıbı meşgalelerimiz mi alıyor birbirimizden bizi
İnanmıyorum, inanamıyorum basma kalıp sözlere
Sözlerin hükmü olsada ömrümde
Yalanım yok ne yalan söyliyim
Anlıyorum ufakdan
Ben istemesem kimse kalmıyor..
Arandığı zaman yaslanıp ağlanacak bir omuz yok yani !!
Hakkaten bunca değere layık olan bu mudur ?
Şunu anlatıyor hayat bana en çok istanbul da
Yalnızsan yalnızsın yok ötesi berisi
Ve hayat acımıyor.. Acıtıyor her bir defasında ..
Arama el yelini ..
Esmesede olur..
Naparsın hayat altı üstü..
Kaç zaman kaldı ki ?
Bitiyor şükür..
Adım adım tükeniyor bir  hayat
Ve kalmıyor geriye hiçten başka bir vaka..
Hiçliğin kahramanlarını alkışa koyuldum
En çok da........
Hakedilmiyor..
Ama hayat hak ettiğini yaşatmıyor ki...
Koca bir  boğaz var suyuna kandığım, rengine doyamadığım
Bir  gökyüzüm var ki; bulutlarından oyunlar oynadığım
Kandığım bir İstanbul var
Yetmez mi !
Ne gerek var ki senden başkasına
İstanbul’ da yalnız kalmak
Başbaşa olduğum koca kent ; seni çok seviyorum
Çekip gitmelere inat..
Bana hezeyansın, bana bahşedilmiş bir sağanak
Umudumsun ey Şehr-i yar
Herkese inat . . .

İstanbul’ dan yalnız bir ömür geçmekte..
Selametle . . .


i.g / 2008

24 Şubat 2012 Cuma

Alıntılar - 1

.. Makyajı başdan eksik bir yüzün, gül dağıtması alemi cihana mümkünsüzdü..
O sebepten hükmüm sürmedi, süründüm. Sürüldüm ..


...


.. Çizgileri bitmiyor yolların
Ve kaldırımlardan, kaldıramadığım şarkılar geçiyor ..


...


.. Denizin çukurlarına saklamak geliyor içimden
Bütün çalar saatleri
Nasıl susmaz çığlıklar savuruyorum dalgalara
Nasıl akıtıyorum en temiz yağmurları o denizin beyazına ..


...


.. Acıların eteğinde git gellerin uçurumda
Seyre dalmış 1 yaşam
İnsan nasıl olurda küllerinden doğmaya yeltenir
Günlerce kahroluş türküleri getirirde dile
Umutsuzluğun kollarından nasıl umudu kuşanmaya kalkar
Yeni başdan .. ?


...


.. Anlara sığdırılan her acı çıkıyor açığa
Aslında açığa alınmalı acıtan ne varsa .. !


...


.. Gecenin zemherinde gözlerini görebilmekti mutluluk
 Yüz ver düşüme düşmesin üzerime ..


i.g / yıllar

1 Adıda Karanlık ..

Hayallerimi yakarken ellerim üşürdü, avuçlarımı ısıtmak isterdim bir muhabbet içinde …
Ve yine yalnızlık yüklü bulutlara eşlik edercesine, 
İçimle bir kalırdım yeni doğan günün gecesinde... 
Yeni güne yeni umutlar biçerek uyanmak istedim her insan gibi, 
Ama uyanmamaya çalışırken içinde bulunduğum tatlı rüyadan, 
Korkarken önümdeki yarınlardan 
Ve iç çekerek gezinmekte olan bedenimi susturmaya çalışırken 
Birde üstüne ...
Neyse!
Öyle işte; sıkışmış olan benliğimden fırlatmamak için çaba harcadım beni 
Ve fırtınalarla mücadelemi sürdürürken, 
Haberi olmadan kimsenin usulca geçtim; 
Beni ben yapan her bir hücrenin içinden…
Geceler meskenimdi, 
Onunla yaşamak vardı ezelden gelen ve ebede sürecek, 
Kimliğimdi bu benim.
Yine düşünceler vardı beynimde gezinmeye yeminli 
Yine ümitler vardı yüreğimin en ücra köşesinde gizli.
Ötelere atılması mı umutsuz kılandı yaşanacakları?
Geziyordum yıldızlara inat, karanın içinden geçiyordum.
Yukarıda, tam başımın tepesinde duran beyaz yoğunluğa rağmen 
Yavaş adımlarla ilerliyordum, karanlık sokak aralarında...
İçimin sıkıntısını hafifletmek için kahkahalar savuruyordum denizin mavi olması gereken karasına…
Başaramıyordum…
Dolunayı seyrettim ardından usul usul ve galiba birazca uzun...
Ve aydedenin kucakladığı sessiz geceye iç çekişlerimin ne anlama geldiğini sordum, 
Belkide ölümün hesabını...
Zamanını öğrenmeye yazgılı çıkmıştım ya yola.
Soruların cevabını alamadan, sıkıştım kaldım olmam gereken noktada. 
Damıtılmış bir acının pençesinde kıvrandığım o geceden kalansa...
“Ele avuca sığmayan ve sığmayacak hayallerimin yakılmasıdır” dedim ölüm. 
“Oturupta ölümü beklemektir, ölümün ta kendisi” dedi biri usulca kulağıma…
Yarını düşünüp bugünü ertelemek yada dünde kaybolup bugünü düne esir etmek…
Buydu nicedir içinde bulunupda kendime bile itiraftan kaçındığım sözcüklerin birleşimi.
Ama olmuyordu, bir yerde takılıp kalınıyordu.
Çünkü hayat bana ne kadar açık oynamayı öğretmişse, 
Karşımda kalanlara hep hesaplı kitaplı olunması gerektiğini anlatmıştı… 
Ki; ben seneler boyu hep kafamda sorular 
Hep eteğimde bilinmez anlatımlarla dolanıp durmuştum.
Belkide bu kainatta olunmaz kavramları almış bağrına 
Ve inatla bildiğini okumaya çalışırcasına çaba harcayan azınlıktan birinin adıydım.
Ama başa çıkmak gerekliydi, hayat bunu da göstermişti.
Yaşanmışlara inat; 
Yeşile çalan maviye sevdalı bir sevda büyütmeye yeltenirken yüreğimde, 
Meydan okumak gerekirdi evrene, 
İz sürmek gerekirdi ardından, 
Mutluluk tohumları ektirecek bahçeye girmeme neden olacak kişiye.
Ne kadar kahroluş türküleri sese gelecekse dilimde 
O kadar büyütmeliydim, içimde sana tutkun kalan rengimi.
Yani tezatlıklar arasında uğraştı tüm yaptığımız.
Verilen gücü bunun için mi harcamalıydım?
Yüreğimin esir aldığı; sana koşmayı başka bir bahara mı bırakmalıydım?
Var olan birşey varmıydı, farkında da değildim …
Dedim ya gece hüzün yumağıydı 
Ve benim diğer bir adımda Karanlık-tı. 
Litaratüre inat olumsuz girdiler yapılmıştı 
Ama olumsuz bir insan vasfıyla donatamamışlardı, bu varlığı.
İnanmak vardı en başında.
Sabır ve sebatı bırakmadan emanete, yaşamak ardından. 
Kimi zaman gün dolardı saatler umursuzca avuçlarımdan akardı, 
Kimi zaman gel - gitler yaşatırdı ruhuma hayat…
Ama; insan olmak zor zanaattı, 
Katlanmak zordu olanlara ama yaşanmalıydı gene de inkarsız boyutlarda.
Hayatın döngüsü belliydi; ağlar, sızlar gene devam ederdim nefes almaya...
Yapacakta başka birşey yoktu aslında.
İnsandık ya Ademoğlu olmayı beceremiyorduk nasıl oluyorsa.
Yenik başlangıçlar hüküm sürmüş gibi yaşamda, 
Hep mağlup başlıyorduk çıktığımız maçlara.
Galip olmak dünyada kalacaksa, 
Bu tebessümleri bu cihanda bırakacaksak gerek yoktu aslında dünya sefasınada. 
Kahrın duvarlarına tırmanmak mükafatı olacaktı herbirşeyin... 
Ve isteklere nail olamamak daha az yaralayacaktı, emanet kılınan bedeni.
Ya hayat hep acı çığlıklardan hüküm giymişti. 
Mutluluğa geçit verecek terimleride, insanoğlu yanlış belirlemişti. 
Ve aslında o sebepten müptelaydı gecenin sırrına.
Ölümde yaşam gibi şuydu aslında; 
“Ununu elersin, eleğini asarsın” 
Ve nerde kalmışsan o noktadan yeniden başlarsın.
..

i.g / 2005

Mai ..

yazmaya başladım gene, aşka engel yüreğimle.
engelli yüreğim, şiir gözlü adamın yüreğinde susmuşken !
Nasıl anlatılırdı ki yeni bir adım.

emeklemekden yeni yeni kurtulmuşken.ayaklarına can verecek nedir ki aniden ? 

ıslaktı herşey……

gece bir çığ gibi yürürken ayak uçlarına, yürümek kolay mı sandın, peki ya unutmak?
geceden mirasdı saçlarına düşen ay parçaları, saçlarıma düşen yıldız yanılsamaları..

parçaları birleştiriyordum ve ayıklıyordum akları.kılıflandırmak için zaman harcıyordum, yaşananları.. 

damarlarım daha işlek, düşüncelerim daha durağan.damarlarımın mavisi gözlerime vururken ağlıyordum.anlamıyordun !!!

Ben aslında herşeyin kırmızıya bulanmasından korkuyordum.o sebepden kırmızıya bulanmış kelimelerden kaçıyordum.düşlerim vardı benim maviye sevdalı. 

adın bilinmezdi.içimde yanan kor, harici herşey dehşetli bir yanılsamaydı.aslında kanıksanmış varyansların önünde fikirlerle dans etmek hele ki bunları ortaya dökmek tamamiyle hataydı. 
sevinmelimiydim, bu kadar yasakken ve sen bana uzakken.en mühimi yüreğimde binlerce çaresizin vebalini taşırken.

mavi sevdalar gülümsetmelimiydi beni daha , tebessümlere yer vermelimiydi simam sonrasında.uçurum yamacında kalmakdı bu.

bu yarin gözlerinde uyuyup kalkamamakdı.yada yarin gözlerinde uyumak başkasının gözlerindemi açmakdı?yeni güne bilinmez bir adamın gözlerinden mi bakmakdı? 

belliydi ve bilinirdi.

ben kırık aşklar cehenneminden geliyordum yaşatan ve yaşayanlara inat mavi düşler biriktiriyordum , düşlerimi savuruyordum engelli yüreklere. 

kuş olmak vardı beynimde.özgürce kanat çırpmak ve yetişmek yedi veren çiçeklerine.

kokularını duymak vardı içimde duymak ve öpmek onları birerce. 

kuş olamadım.

her sevda yanığı uçurdu kuşlarımı anice.gidenin resmi saplanıp kaldı yüreğime birerce, suç ortağıydım artık faili belli cinayetlere. 

sesime hüzün kaçırmış adam, ben keser atarım soluma kaçmış ne varsa.sen ne yaparsın gözlerinde yaşamakdan caymış bu mavi sevdayı atarsan. 
bak; sesin geldi gene bana gecenin ayazında.gözlerin düştü gene, ıslak kalem ucuma.sayfam maviye bulandı , gözlerim kırmızıya.yankılanırken sesin, caddelerin loş ışıkları altında.bak nikotine bulanmış ellerim yeniden uzandı belkide son sigarama. 
düşüne, düşmüşüm gene .senli tahliye olan yüreğimi esir almışlar gene. 
zaman herşeyi süpürecek yada herşeyi toplayacak kıyımızdan.uyuyacağız uyanmamasına.ve düşlerde kalan sahile vuracak bedenlerimiz.iki ayrı sahil lakin tek yürek…..


yetmeyecek.hasretten mahrum büyüyecek gövdelerimiz. 

en kötüsüde gerçeğin aslına varamadan öleceğiz. 
karanlık koridorlarda gezinmiş olan bedenlerimizden akan yaşları pas tutmuş çekmecelerde biriktireceğiz.yalnız kalmakdan yakınarak, yüreklerde giz kalmış mavi sevdayı silmeye yelteneceğiz. 
silinecek sevdalar adına gökden yıldızlar akacak , akan yaşlar kırmızıya bulanacak .gökyüzünden son yıldız kayacak sevdanı içinde saklayacak. 
şakağımda kurşun, yüreğimde hançer……… 
ay parçam senden ne haber….


i.g / 2005

Affeti - m ..

Zaman yükü ile ağırlaşan duyguların hatrına ..
Sürekli kabahatli sayarken kendini ..
Suçsuzken
Suça susamışken bile ..
İdrak ettim ve kabullendim ..
Affetti-m ..


i.g / 2011

Sabah Seronomisi - 1 ..

Aşk ; arayışa geçiş,  
Hafızasında kişinin; 1 düş yaratarak ona inanmaya çalıştığı sürecin tamamı ..
Yazık ki bu süreçte yaşanan an öyle çok ...
Gerçeği kavramak zamandan çalar ; anları acılara boğar..
Aşk ;  rüya anı gibi ..
Uyandığında 3-5 saniye nin hesabını yaparsın
Farkı ?
Ömrü-ne patlar ..


i.g / 2011

Miş - im ..

Konuşmamayı seçtim ben ..
Sessizliğinde kaybolmayı
Yok etmeye uğraşmış bu  derinden ..
1 sabah gözümü açtım
Gördüm ki 1 arpa boyu yolu anca katetmişim..
1 arpa boyu
Yol ..
Katletmişim ..


i.g / 2011

Azrail - in Gönlün ..

Zihni karışır mı, deli gibi akan
Ve yaşlarını kayalara emanet bırakan ,
Sancıdan köpük köpük kabaran suları bir ırmağın ?
Yada dalgalanan rüzgarlarda yeşili ağaçların…
Raksı, bırakıp bir kenara durabilir mi öylece;
Hareketsiz nehir kıyısında ?
Ellerini bırakabilir mi bir küçük çocuk annesinin ?
Korunmak hissiyatı hissetmek istemez mi,
O en küçüğü ellerin ?

Geceler binbir pusu kurmuşken gözlerine
Ve yorgun çıkacakken sen o günün güneşine…
Uykusuz kalan gözbebeklerin ağlamazmı içten içe ?
Sıkıntıların öyle çok ki bu sıralar..
Saklamak isteyişin kendinden bile şu karmaşık hali,
Gönlüne su serpmeyi başarabilen bir bileşim mi ?
Hani okadar yoğun ki dert dehlizin..
Görmek istemeyişin saklıyor, denizin çukurlarına o bilinmezliği..

Sen en gücü yeten romantik,
Hızla iyileşmez ki aşka yanık yaraların..
Masalının kahramlarını aniden çıkaramazsın ki ?
Ellerindeki yaralarla tutamazsın, yüreğinin kanamış yanlarını !
İçine çare olurmu bunca suskun kalışın ?
Aslında susukunluğunla ses verdiğin haykırışın..

Kilitli kapılarım var benim.
Kimsenin açmaya yeltenemediği,
Kimseye o izni vermediğim..
Kilitli kapılar var diyorum...
Benimle gelen bu günlere,
Bendende öteye gidecek belki günü gelince.

Bu muydu bizi yan yana koyan en büyük neden ?
Hani üzerimize yapışan etiket: “Kilitli kapılar mıydı” ?
Seninde vardı ulaşılmaz derecede, yukarıda
Ve anlaşılan gücüm yetmeyecek o kapıyı açmaya…
Çabamız bu sürgünlükten kurtulmak mıydı ?
Yoksa yeni bir ruh gurbetine birliktemi adım atmaktı ?
Sen benden yardım isteyemezdin,
Gururunu alıp ayaklarının altına
Çiğnemek nedir öğrenmemiştin !
Yani sen yüreğine en sağlamından bir asma kilit yerleştirmiştin..
İçindekiler saklı,
Sen o hikayenin en ücra köşesinde saklı ……
İçimde korkular vardı
Duymaktan sakındığım….
Anlatımlar kendime bile anlatmaktan kaçındığım.
Bir korku ki; avuçlarımı terleten
Elime alıp meydan okumaya kalkınca
Avucuma sürüyle çentik çizen.

Sahte bir gurur yakana yapışan
İkiyüzlü bir tavır; benimle karşı karşıya kalan.
Yüzü teke indirmeye yeminli bir ben, benden de içeri.
Sürgün edilmiş bahar çiçekleri fikirden !!!!
Hayatın gerçekliğine kaptıran kendini
Ve tek gerçek buymuş gibi ilerleyen bir sen..
Anılar vardı halbuki
Geçmişin ezik kefesinde kalan
Ve her keseye uygun ikinci el, satışlarına sunulan

Anılar;
Bugünü umutlu kıldıran
Hayaller;
Yarına daha bir yürekten bakmaya
Cesaret tohumları ekmeye yarayan
Eskitilmiş düşünceler…

Karaya doymuş surete bakıyorum
Aynalarda kaybettiğim simamı
Aynalarda onarmaya çalışıyorum
Karaya bir nebze aydınlık olsun diye
Binlerce mum yakıyorum
Aynalardaki yokluk acıtıyor içimi
Çünkü sen yoksun
İçimde sakladığım, gözüme vuran, bir sen yok olmuşsun..

Oysa yaşanan yada yaşanmaya değer bulunan
Bir aşk varsa içinde …
Ayrılıklar bile yeni baştan bir sevda yaratır kendince.
Sınırlar kalkar aradan …
Çünkü aşk gelir, saklandığı sanılan yârı'ndan.

“Kelimelerden saraylar yapıyorum gönlümde,
Kelimelerden köprüler, zincirler”..
Hayali ölümler çiziyorum harflerden..
Mezarlar yapıyorum geçmişimde yitenlere
Ve onlara her duygu yoğunluğunda
Su veriyorum, gözlerimle.
Topraklarındaki çiçekler büyüsün diye cümlelerimle…
Yaşları konuk ediyorum cümlelerime…

Asabiyetle akan ömre anlatıyorum; sessizliğimi..
Sevmenin verdiği,
İyimserliği akıtıyorum sonra ellerimden….
Ellerimin gücü, gönlümdeki hissiyata erdiğinde
Ve dilimde cereyan eden kelimeleri peşi sıra dizdiğinde
Beyaz zemine …
Anlıyorum ben aslında sevmeyi seviyorum…
Ve bu sebepten, her sevgide,
Sevmeyi; yeni baştan öğreniyorum

Sonra sorulara geçit veriyorum
Beni benden çalanlara: “Beni nasıl bilirdiniz diye soruyorum”
Mesela ? ! ?
Kargaşa….
Adı bu olmasada…
Şunu diyorum usulca :
Sevi gitti ve ben bu yüzden
Yazdıkça çoğalıp
Konuştukça eksiliyorum….

Gidemez insan kendinden öteye …
Ne yapsa ne etse kendinde kalır neticede
Bir an olsun
_gidiyorum; ama gelicem
Diyemezsin aynada kalmış yüzüne . .
Hüznünü erteleyip gidemezsin, kendi giz dünyandan ilerlere..
Dertlerine bekle diyemezsin bu sebepten .
Bu yüzden de yıllarca köleleşmiş bir sen biriktirirsin içinde ?
Beyninin yerinde bir yürek taşıyan bu köle
Ezdirir seni dünya delilerine.
Sen en iyisi mi o köleyi daha fazla içinde besleme ! ! .
Destek verirsen içindeki köleye
Sen değil başkaları yaşar seni, sineye çekme !!!!!

Gözlerini yaşamayı tamamlayamamış ilkbahar gibi kullan
Hep yeni baştan açsın çiçekler ruhunda
Yaşlarını as karasından zindanlara
Gecikecek yağmurlar biriktir soluna kaçmış yânında.
Usul usul azaltma sevgini ama asla !!!
Kalbin birden soğusun..

Ellerin akmak nedir bilmesin o gittiğinde, kalem üstünde.
Titreyen parmakların azad etsin onu gönlünden
Dönüp bakma yaşlı gözlerle, çekip giden hayalete.
Ne kadar söylesede sana kalan tutuklu rengini
Ne kadar anlatmaktan çekinmesede seninle geçen günleri
Gidiyorsa kal deme ! ! !
Gitmeyi göze alan, kalmayı hiç düşünmemiştir ki zaten…

Zehirli bir çiçektir;
İşte o vakit aşk
Koklamaya yeltensen alır aklını; ama ölüme sürükler genede
Uzak kalmayı denesen çağırır seni
Ölüme davet gibi…
Sen ölürsün, Azrail-in gönlün…

i.g / 2006

Kanıyorum ..

Vakit zindan bakışları süpürürken tenimden..
Umut ekiyorum çaresizliğimin kırık dökük yanlarına ..
Üzerimde kalan kirli haykırışları gömüyorum mahzenime..
Sessiz çığlıklara boyalı simamın bakışına çeviriyor yönümü; ağır aksak ilerliyorum ..
Önüm karanlık olsada; çalıyorum kendimi kendimden .
Kimsesiz kalıyorum..
Tebessüm takılıyor muhtelif yanlarıma oysa ben ağlıyorum

Saatler k a y ı p ! !
Bulmaya yelteniyorum, avucuma almaya korkuyorum..
Tenimi yakıyor geçmişin yalaz hikayeleri . .
Damla damla akıtıyorum yürekden; hüznün anlara bulanmış dünlerini. Dünsüz kalan kimliğim fikrimi yağmalıyor . .
Fikrim kan-revan . . . . .

Sesli harfleri kusuyorum içimden; yitirilmişlere bağışlıyorum iyi niyetlerimi.
Ömrüme susmak düşüyor..
Düşlüyorum . .
Düşüme giren adama bir merhaba uçuruyorum . .
İçi elveda kokan başlangıçlara hükmü veriyorum . .
A ş k – ı intihara yolluyorum. .
Darağacında bir düş kırıklığı sallanıyor. .
İpini kesiyorum. .
Toprağa düşüyor ağlayan sevda !

Karaya ışık yansıyor, yanılsamalarımın kahramanı yokluğuma yapışıyor . 

Yalan yanlış hoyratlıklarım oluyor ardından…
Savruluyorum . .
Toprağa yağmur düşüyor, güneş yüzünü toprağa dikiyor . .
Unufak olmuş düşsel bozgunlar semaya yükseliyor . .
Bir ıslak yeminler kalıyor, sinemi soğutan yazgıya.
Yeminler yalan - a oynuyor
Sobelicek kimse kalmıyor . .

Yalnızlık canıma saplı 1 mızrak . .
İnançlarıma gölge düşüyor, yeşili siliniyor bakışların . .
Mai sevdalara geçit vermiş ruhumun gel-git seferleri gecikiyor hayata . .
Ruhum bir İstanbul sabahına daha uyanıyor. .
Bahçeme bir ihanet bırakıyor; feri sönmüş gözünün siyahı . .
Dar sokaklardan geçiyorum . .
İçime sığmayan 1 aşkı sokaklara taşırıyorum. .
İstanbul ağlıyor . .
Kanıyorum !

Denizin girisine anlatıyorum her ne var ise ömrümde.
Griden yetme 1 ummandan yeşil çalınsın gözüme diye bekliyorum . .
Eksik eteklerime bağladığım umudu çözüyorum, boğazın sularına salıyorum. .
Öznesi olacağım 1 yüklemi beklemeye koyuluyorum..
Salkım saçak kaosların vurgunu olduğum 1 hayatı ayıklıyorum.. 

Aykırılıklarımı avutup ; farkındalıklarıma yanıyorum . .
Bağışladığım ruhumu akla teslim ediyorum . .
Aşk - a tövbe diyorum . .

i.g / 2008

Sanmadım ..

Gecelerime düş kusan haykırışlar
Oysa ne severdim hayalden kurgular sunmayı
Soyut enkazların uçurumlarından salardım bedeni
Sen varken hesapsızdım . .
Şimdiki vebal kimin kuytusunda saklı

Çizgileri bitmiyor yolların
Ve kaldırımlardan, kaldıramadığım şarkılar geçiyor
Esiri olduğum notalardan çıkaramadım aşk-ı
Sımsıkı sarıldım an(ı)larıma
Yara bere dolu olsamda
Oluk oluk seni kanasamda
Aldırmadım..

Buldum çünkü..
Sanmadım !
Her gelişinde daha çok sevdim seni
Her gidişinde daha çok ağladım
Anlatılmaz ya
Yaşadım !

Yokluğun ömrüme giydirilmiş hüzün gömleği
Yaşlar aşkın dokunan nakışı
Yokluğunu kalbime biliyorum
Aşk öyle bilinmez bir yokluk ki
Gücüm yetmiyor artık
Seni içime susuyorum . .



i.g / 2008

Katli Vaciptir ..

Örselenmiş ruhumun, hıçkırıklarına doydu gecenin siyahı..
Katli vaciptir !

Uysal yalnızlıklar satın alıyorum.
Yalnızlığın dilide, kemiğide kesik.
Kimin kuytusu çıkmazım olmuş böylesi.
Hangi yalnızlığın eli bu içimdeki
Duvara vuran gölgelerin şahbazlığında, ütopik girdilerin hükmü gizli..
Zor ..
Zor ki, ne zor . . .

Dakikalıkda olsa tezatım düşmüyor, aynadaki akse.
Aksiyim, engelli bir yüreğin sahibiyim.
Karanlık isyanlar büyüyor içimde, nurani bir ateş saçıyor etrafa sonrasında..
Sahte tebessümler yüzümde oysa gerçekliğim bu değil ki benim..
Mecburi bir hayat işte..
Ömür var yaşanacak…
Ölüm var…

Geçmişden yazgı takıldı gözüme..
Bilmem kaç vakit öncesi düşülmüş hayata harf dizinleri.
“aşk gibi..
Yokluğunda sarmalandığım bir varsayım o..
On yılı aşkın yazıldı, çizildi yokluğuna.
Tam buldum dedim, kayboldu hayata . .
Aranması mı mutlu kılandı,
Bunca aranmaya karşıma çıkması mı; aklı alarak
Aklım almadı !
Akla yenik düşülen yer - di.
Yenilginin tek galibiyeti; AŞK..
Aşk kadar varım, aşk kadar hak - ım…”

Aşk ..
Bedel istedi ömürden..
Külfetsiz nimet olmazdı..
Üstadın da dediği gibi – Allah uçuruma en yakın olana hatta bir ayağı uçuruma düşmüş olana semai bir lütufu inayet olarak verirdi. –
Aşk ağır bir emanetti..
Diyeti nefis..
Önü ardı hakikatti . . .
Ve Allah dilediğine hesapsız olarak verendi .

Ayaklanmış bir ordu varken iç de durmak mümkün olur mu?
Karası azalmayan yazgının yansıması akmaz mı kağıda ?
Yutamadım uykuyu işte !
Oysa çıplak kalıyor kağıt , kalemede yazık !
İstifini bozmuş kelimelerimin istilasıdır bu, geceye..
Sessizliğim konuştu . .

Ne eksiğim ne fazla..
Bu tükenişe geçtikçe ağırlaşan zaman yükü sadece..

İçime sığmayan yokluğun düşlerini akıttım boğaza..
Akıntı tersine de olsa bulur dedim yolunu.
Hüznü sıyırıp benliğimden tebessümü gönderdim her bir defasında..
Aktı su, aktı düşünce ..
Karşı kıyıda olana, oldurmak istediğime..
Selam olsun diye . . .

Kolay değildi, bundandı herhal
Kolayıma gelmedi, zoruma gitti…
Hiçbir uykuyu tutmayan gecede bir şiir yazmak vardı oysa
Yaraya kabuk olsun diye
Oysa harflerim kaçtı bir bir..
Yetişemedi ellerim sürgün hislerime..

Ben düşük bir ihtimalin girdabında salınan aklı, geceden çalmıştım..
Yoktu ki düş ağrılarımın ilacı..
Düşlerden eksiltilen ihtimallerin yokluğunda kalan sen-lerim sussa da bu gece
Ve bir gün gideceğimi bile bile ..

Geldi işte notaların ardında saklı düş telaşları..
Elim kolum bağlı sadece yazıyorum..
Ve ben yine
Uysal yalnızlıklar satın alıyorum..

i.g / 2009

Alt Yazılı ..

Kör küskünlüklerim var
Lal bakışlarımın altında
Söndürün hafıza ışıklarını
Konuşmaya yüzüm yok
Suskuların altında...
Geceye kurulmuş sessizliğimde
Eski bir çığlık saklı
Düşüngeçliğimin yansıması mı bu ?
Alt yazılı tüm acılarım..

İşte bilmeyeceksin kimseyi kendin gibi;
Ve unutmayacaksın ektiğini biçmeden 

Ölmeyecek hiç bir kişi ..!

i.g / 2009