28 Şubat 2012 Salı

Yağmur ..

         Zilal düştü üstüme dün akşam vakitlerinde.Sinirime düçar olamadan saldım bedenimi ağlayan sokak aralarına.Önce korunmak  istercesine kainatın gözyaşlarından , değemedim yaşlara.Neyin var diye sormak nedir bilemedim.İlerledim acısını damıtan gökyüzünden bihaber.Kendi öfkeme yenik düşüşümle sarmalanmışken, sınırlarım dışına çıkmak neden bilmem zor gelmişti bünyeme.Dayanarak ve çığırtarak Anadolu dan kopanda gelen türkümü mırıldandım, durdum.Kaldırımları arşınladım, olmazlara yenik düşmemek için içimdeydim.Lakin dışarda düşüncelere geçit verdim.Duyan yoktu belki ama olsa da anlayacak kimseler kalmazdı yanımda.         
         İlişkiler acıya bastırılmış gel-gitlerden hüküm giymişti.Kaç zaman önce başlamıştı ki mapusla kardeşliği ? Bunların yanıtı gizlere sürgündü.Bizlere ne yazık geçit vermedi.Karaltılarla harmanlanmış bi rbedenden siyaha yenikçe bir matemle devam ettim.Hırpalanmış bir beyinden arda kalan , yapmak istediğim şeye de müsade vermemiş öylece bir şaşkınlıkla sarmalanmış, öylece yenik düşüp çaresizliğe geri dönüş yolunda adımlarımı daha bir çocuksu, daha bir umursamaz atıyordum.Gökyüzünün canı burnunda haykırır ve paylaşırcasına yaşlarına daha bir yürekten nail oluyordum.Bıraktım ne varsa aklımda onu dinlemeye yükünü hafifletmeye koyuldum usulca.Amal im kalmamıştı, ta'n-u levm de olağanca uzaktı , o vakit gönlümdeki seslere.
        Saldım kendimi; tutsakmışım gibi.Çözdüm ayağımdaki şaşmadan ilerleyemez boyuta taşınmış adımlarımdaki prangaları.Attım bir kenara yüreğimi sarmalamış ve de iyicene sıkmış zincir bozuntularını.Gönlüm hoş , ayaklarım nahoş gezintilere düçar oldum karanın karasında.Hayat-ı garibimi anımsadım usulca.Buraları özlememin asıl sebebini düşündüm; vuslatı düşündüğüm vakitleri beklerken.Şimdi ki an köprülerden geçmiş, meşkun olan yüreği boşaltmaya koyulmuşken, yaşları ancak rahatlatmama, rahatlamama sebep olacaktı.Daha fazla akıtmak olanları ne bana ne ona yarayacaktı.
        Çıkardım kafamdaki bere bozuntusunu, ıslandım.Islanmayı o kadar arzulamışım ki bunu kafamda birşey yokken anladım.İliklerime değin yoğun yamurun altında serzenişler yaşadım.Her düşen tane mutluluk tohumu ekiyordu beynime.Kışları öteden severdim zaten; bir kış sabahı açmışken gözleri kararmış kainata buradan tek arındıracak damlalardı sanımca.
        Gök ağlıyordu ve ben gariptir bu defa gülüyordum.Gören olsa neder polimiği çok uzaklardaydı benim açımdan.Kahroluşlara meydan bırakmak yasakdı bu zamanda...Umursamasamda dünya delilerini tek akıllı benmişim gibi adımlarıma son verdim türkümle birlikte, apartman dairesi önünde.  Sıkıştırılmış hayatlara mazhar olmak dairelerde başlamış ve yazık bitmeyecek bir senfoni ile devam edecekmiş, yeni yeni anladım.
         Açtım kahverengiye çalınmış dünyanın kapısını.Girdiğim an içeriye bilemezdim, tatlı rüyamın bozulacağını.Temayülat u hayatım bozguna uğramış, yeni bir oluşuma geçercesine kopuşlar yaşamıştım.
......
...
Sonra...
( Dedim ki : )
İnsanlar en gerekli malzeme olsada hayat denen çorbada, tuzsuz içilemez bu hayat kokan çorba.Tuzuysam önemli idim.
Bazı varsayımlarda ve enstantane dolu arzularda tek kalmak dokunmamalıydı yara almış ruhuma.
Tek gelmiş, tek gidecektim uzaklara..
Elbet yalnız değildim nefes alımlarımda ama.
En sonunda gerek varmıydı nefes harcayan yaratıklara.
Yalnızda yol alabilirdim.
Yanlızda kalabilirdim hayat ağacının kollarında.
Kökümüz bir yerde olsa da her dal ayrı vasıflara bürünmemiş miydi aslında ?
....
..
Kopyası olamaz kimse kimsenin, kimse aynı tatları soluklayamaz bu sarkaçta.
Her bireyin ayrı görev ve sorumlulukları olsa da , niye birileri aynı kefeye atmak için çaba harcar diğerlerini ?
Hamuru tutturulmaya çalışırken katılan fazlalık işe yarar mı ?
Elhanlara reva bir dünya niye bunca uzaklarda ?
Yancağımıza sokulan hayaletler neden bizleri hep korkulara salmakta ?
Anlık gülümsemelere niye geçit veriyor ama kahkahalara uzak tutuyoruz enemizi ?
....
..
Herşey olması gereken zamanda cereyan etmekte , pencere yada kapıları kapatmak engelleyemez olacakları neticede..
Umut doğması için gönlüne çık ve dolaş yağmurların dibinde..
Kainatın derdi yanında gülücüklere boyanacak yüzün..
Ve sen damlaları arayıp duracaksın her geçen gün ..




i.g / 2004

Hiç yorum yok: